Değerli Olan Herşey Savunmasızdır*

Müzeler paha değerince birbirinden kıymetli pek çok nesne ile doludur; sanat eserleri, mücevherler, elyazmaları, kadim zamanların tanıkları olan objeler, süslemeler, seramik ve heykeller… Bu nesneleri daha kıymetli ve paha biçilmez yapan ise taşıdıkları bilgidir. Tarihe tanıklık eden bir nesne, taşıdığı bu bilgi yüzünden heyecan verici, merak uyandırıcı ve değerlidir.

Elbette sergilenmek -bedenen ve taşıdığı bilgi bakımından- nesnelerin müzelerde olmasının temel nedenidir. Müzede sergilenen bir nesne korunmak için doğru yerdedir. Toplum nezdinde nesnenin kıymeti genellikle ederi ile ya da kullanılabilirliği ile doğru orantılıdır. Fakat o nesne müzede sergilenmeye başladığı an tarihe tanıklığın bilgisiyle kıymetlenir. Doğru bağlamda sergi vitrinine yerleştirilir. Doğru, ısı, nem, ışık, açı ve kompozisyonla ziyaretçiye ulaştırılır; taşıdığı bilgi uzmanlarca itinayla çıkarılır, rahatlıkla anlaşılacak biçimde yazı ve grafik unsurlarla aktarılır. Ne ki zamanın etkisi yıpratıcıdır. Tüm bu çabalar onun ömrünü, belleklerimizdeki yerini, anlamını ve “güzelliğini” korumak için titizlikle sürdürülse, alınan önlemlerle ile durumu sürekli kontrol edilse de onu asıl kendimizden koruyamayız; ihmalkârlığımızdan.

Bir müze çalışanı; uzman ya da yönetici, tüm bu önlemleri ihmâl eder bir gün. Yorgunluktan, kayıtsızlıktan, çok bilmekten, cehaletten, ya da kendini o objeden daha az değerli hissettiğinden.

Resim çerçevelerinin restorasyona ve konservasyona ihtiyacı vardır ama müdürlüğün çaycısının elinden boya işi geliyordur ve biraz yaldız boya ile çerçeveler “yeni gibi” olur! İstenen de bu değil midir zaten! [1]

Anadolu’da çok önemli bir koleksiyonu barındıran bir müzenin yangın alarm ve söndürme sisteminin on bir yıldır çalışmadığı ortaya çıkar[2]. 11 yıldır bakım ve kontrol bile ihmal edilmiştir! Ya da başkentte bir sanat müzesinin koleksiyonunun temizliği müzenin çaycılarına bırakılmıştır![3]

Bir ülkenin ulusal müzesi ve barındırdığı paha biçilmez hafıza ihmal sonucu çıkan bir yangınla yok olmuştur! [4]

    

Bizler, müze uzmanları, önleyici koruma yapabilmek için risk analizleri gerçekleştiririz. Doğa ve insan kaynaklı afetler olmak üzere iki temel kategoride, müzenin herşeyi ile (bina, koleksiyon, arşiv, çalışanlar, ziyaretçiler) karşı karşıya kalacağı riskleri değerlendirilerek önleyici koruma ve acil durum müdahale planları oluştururuz. Tüm analizler sonucunda karşımıza aşağı yukarı net bir fotoğraf çıkar; yangın, deprem, sel, hırsızlık, saldırı, terör, bina tesisat riski, kimyasal sızıntılar, vandalizm gibi tehditler için ne kadar güçlü ya da hangi yönlerden zayıf olduğunuzu öğrenir ve gerekli önlemleri alırız. Önlem alamadığımız tek şey ne yazık ki bizlerden, biz müze çalışanlarından kaynaklanıyor; ihmal.

Bunu önlemenin tek yolu mesleki eğitim. Müzecilik bilgisi.

Çalıştığımız müzenin neyi koruyup sergilediği, hangi kıymetli bilgileri kamuya aktardığı ve tüm o bilgileri bedeninde saklayan nesnelerin esasen kamuya ait olduğu, yok olanın asla yerine konamayacağını bilmek, mesleğimizde bunun bilinciyle çalışmak en önemlisi. Ve elbette mesleğini, işini seven, onu bir görev olarak yapmanın ötesinde mesleki bilgi ile kendini donatan, yenileyen, sorumlu, duyarlı, demokrasiyi içselleştirmiş uzman ve yöneticilerin müzelerde görev yapıyor olması çok önemli. Demokrasiyi özellikle vurguluyorum zira yokluğunda gücü elinde tutanın her şeyi yapmaya muktedir olduğunu biliyoruz.

Canan Cürgen Gültaş

MMKD Yönetim Kurulu Başkanı

* Lucebert, “Alles van waarde is werloos”

[1] https://tr.sputniknews.com/turkiye/201901081036985596-tablo-cerceve-cay-ocagi-gorevli-personel-muze-muduru-para-cezasi/

[2]   https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/burdur-muzesinde-skandal-418128#:

[3]  https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/muzede-inanilmaz-ihmal-327706

[4] https://arkeofili.com/brezilyada-yanan-muzede-eserlerin-yuzde-90i-yok-oldu/

2 Yorum

  1. Bilal Dal demiş ki:

    Yesemek Açık Hava Heykel Müzesi ve Antik Hitit Kentinin bir bölümü Gölet Alanı Olamaz

    UNESCO Dünya Geçici Mirası Listesi’nde Birinci derece deprem bölgesi ve SİT alanındaki Yesemek Açık Hava Heykel Atölyesi ve Müzesi üzerinde 712 metrekare arkeolojik alan, Tamamlanmamış Hitit Kenti 200 hektar alan yüzde 20’si tamamlanan göletin yapıldığı bölgede kaldı. Kepçe ile kazı yapılırken heykeller çıkarıldı ve bu heykeller yolun kenarına dizildi.

    https://change.org/yesemekhepimizin

    Ahmet KAYA, 
    01/09/2021

    Gaziantep’in İslahiye ilçesi sınırları içinde bulunan, Birinci derecede SİT alanı ve deprem riski altındaki bölgede gölet yapılmaya başlanması tepkiyle karşılandı.

    Gaziantep Kent Konseyi tarafından düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Yardımcısı Sıtkı Severoğlu, bulunan antik kentin dünya için son derece önemli arkeolojik buluş olduğunu belirterek şunları söyledi:

    * Ancak, 1. derecede deprem tehdidi altındaki bu bölgeye sulama amaçlı bir gölet inşaatı başlatıldı. Baştan beri karşı olduğumuz bu proje için ilgili her yere başvurduk. Ama, sonuç alamadık. Antik kentin yaklaşık 200 hektarlık alanı gölet altında kalacaktır. Hem, birinci derece deprem bölgesi, hem de dünyada bir benzeri olmayan bu tarihi eser üzerine gölet yapılmasının amacını hiç kimse izah edemez. Kaldı ki göletin hemen altında Yesemek Köyü bulunmaktadır. Yakın zamanda Karadeniz’de yaşadığımız taşkınların bir benzerinin burada da yaşanması durumunda meydana gelecek can kaybının hesabını kim verecek? Olası bir depremde göletten boşanacak suların hem Yesemek Köyü, hem buradaki tarihi yok etmesi kaçınılmaz bir son.

    “TARİHE -ONARILMAZ HATA-* YAPILIYOR”

    Yapılan göletin sulama amaçlı kullanılacağı vurgulayan Sıtkı Severoğlu, şu anda hizmette olan Tahtakale Barajı’nın suyunun kanallar ile hem de çok az bir masrafla bu bölgeye getirilip arazinin sulanmasında kullanılabileceğini belirtti.  Severoğlu, “Göletten yıllık 200 bin-300 bin TL yıllık gelir sağlanacakmış, oysa bu bölge turizme kazandırılsa yıllık geliri en az 5 milyon dolar olur. Bu amaçla kurduğumuz Yesemek Platformu, tıpkı Zeugma’da olduğu gibi kamuoyu desteği almak için çalışmalara başlıyor. Şu anda,  bölgede iş makineleri, kamyonlar ile tarihe onarılmaz hata yapılıyor. Kepçe ile kazı yapılırken heykeller çıkarılmış ve bu heykeller yolun kenarına dizilmiş. Burada -ortak insanlık-* tarihine
    -onarılmaz hata-* yanlışı yapılıyor. Bu nedenle hemen gölet inşaatının durdurulması için suç duyurusunda bulunacağız. Yetkililerden de bu skandal inşaatın durdurulmasını istiyoruz.” dedi.

    “712 METREKARE ARKEOLOJİK ALAN YOK EDİLDİ”

    Yesemek’te buldukları M.Ö 13. Yüzyıla ait olduğu değerlendirilen Hitit Antik Kenti’nin heykel ve diğer eserlerinin Yesemek Atölyesi’nde üretildiğini belirten Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Engin ise, o bölgeye gölet yapılmasının tarihin bağrına hançer vurulması olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

    *” Burası birinci derecede SİT alanı, aynı zamanda da birinci derecede deprem tehdidi altında. Yesemek’te yapılan bu gölet ile ilgili çalışmalar derhal durdurulmalıdır. Aksi halde, Yesemek’in UNESCO süreci ciddi bir engelle karşı karşıya kalacaktır. Çünkü, Yesemek UNESCO  tarafından peyzaj alanında değerlendirilmekte olup, birinci derecede SİT alanına sıfır konumdaki gölet nedeniyle peyzaj açısından kabulü mümkün değildir. Şuana kadar maalesef,  burası iş makineleriyle tahrip edildi.

    * 712 metrekare arkeolojik alan yok edildi. Gölet nem açısında da  heykeller için ciddi bir tehdit. Ben yapılan bu işi kendi ayağımıza kurşun sıkmak olarak görüyorum. Yesemek’ten dünyada bir tane daha yok.” Burası Eski Ön Asya’nın en büyük ve dünyanın bilinen en eski bazalt tamamlanmamış heykel atölyesi.

    ****

    İslahiye’ deki Hititlere ait 3 bin yıla dayanan bir tarihe sahip Yesemek Açık Hava Müzesi ve Heykel atölyesinde 518 bazalt taşından oluşan aslan, dağ yaradanı, savaş arabası olmak üzere 1-10 ton ağırlıktaki bitmemiş heykeller sergileniyor.

    18 Haziran 2021-DHA

    06/09/2021
    Yanıtla
  2. Bilal Dal demiş ki:

    Sayın,

    Canan Cürgen Gültaş,

    Yesemek Açık Hava Heykel Müzesi ve Atölyesi desteğiniz için bekliyor.
    Saygılarımla.

    Bilal Dal

    06/09/2021
    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir